RABITA
Ne Demek , Anlamı Nedir? : Arapça,
bağlayan, rapteden demektir. Tasavvuf? olarak, müridin zihnî planda, tefekkür
ve
muhayyile gücünü
kullanarak mürşidiyle "beraberlik" halinde olmasını ifade eder. Ruhî
terbiye için, bu mânâ
beraberliğine
ihtiyaç olduğu kaydedilir. Nakşibendîlikte rabıta önem arzetmekle birlikte,
asıl değildir. Diğer
tasavvuf okullarında
da, ismen olmasa bile, mânâ olarak rabıta vardır. Râbıta'ya, sevgi anlamı da
yüklenmiştir.
Meselâ, sevgi rabıtası için şu tarif verilir
Ne Demek , Anlamı Nedir? : "Mürşidin şeyhini severek, yâd
etmesi ve suretini
zihninde
canlandırmasıdır". Kalbî rabıta diye verilen bir tarif de şöyledir Ne Demek , Anlamı Nedir? :
"Müridin, kalben şeyhi ile beraber
olmasıdır". Bu
mânâ birliğinin, müridi şeyhinde fânî olmaya yani, onun hâli ile hallenmeye
götürdüğü
söylenir. Rabıta
için sufiler "Sâdıklarla beraber olunuz" (Tevbe/119) âyetini baz
olarak alırlar. Kişinin
sevdiğiyle beraber
olduğunu bildiren hadis-i şerifler, rabıtadaki muhabbet keyfiyetini açıklayıcı
olarak
düşünülmektedir.
Şeyh Abdülhakim Arvasî (k), namaz esnasında rabıtanın sakıncalı olduğunu ve bu
sebeple,
namazda sadece
Allah'a rabıta yapılması gerektiğini söyler. Rabıta, her şeyden önce,
psikolojik muhtevasıyla
insanî bir olaydır.
Kundaktaki çocuğuna duyduğu aşırı sevginin, o çocuğun annesinin süt ve gıda
ihtiyacını
hafif bir göğüs
sızısı ile hissettirmesi ve bu gibi örnekler çoğaltılarak, rabıtanın insanî, fıtrî
ve tabiî bir olay
olduğu hususu
kolayca anlaşılabilir. Bir insanın öğretmenine, annesine, babasına, kardeşine,
eşine, dinine,
Kur'ân-ı Kerim'e ve
âlemlerin Rabbi olan Allah'a duyduğu sevgi, bir rabıtadır. Bu, insanın etrafını
kuşatan âfâk
(obje) ile derunî
temasını ve yakınlaşmasını sağlayan önemli bir araçtır. Bu sevgi olmasa,
varlığın devamı
mümkün olmazdı.
Rabıta, tasavvuf! planda, hiç bir mutasavvıf tarafından, insanın insanı tanrı
edinmesi
şeklinde
açıklanmamış, ancak müridin şeyhine olan aşırı sevgisi, tasavvuf psikolojisi
tatmamış kişiler
tarafından, farklı
biçimde yorumlanmıştır. Müridin şeyhine olan rabıtası, (özellikle Nakşî
sülukunda)
murakabe'ye
kadardır. Ondan sonra, müridin sadece Allah'a rabıta yapması gerekir, o
durumuyla yine
şeyhine rabıtaya
devam eden kişi, manevî açıdan gerilemeye duçar olur. Zira şeyhe rabıta yapma,
nihai
rabıta olan Allah'a
rabıtanın bir ön hazırlayıcısı hüviyetindedir, ilki, yüzme eğitimini alan;
ikincisi de, eğitimini
tamamlamış, denizde
bilfiil yüzen kişinin durumu ile mukayese edilir. Bu örnekte görüldüğü üzere,
ikinci
durum, birinciden
daha ileridir, daha olgundur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder