NEFY
Ü İSBAT Ne Demek , Anlamı Nedir? :
Yok
etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî
büyüklerinden gelen
ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır.
Müride telkin
edilen "La
ilahe illallah" kelime-i tevhidi Nefy ü İsbât ile yapılır.
Dil damağa
yapıştırılır, nefes göbeğin altında hapsedilir, sonra tahayyül ederek dimağın
sonuna kadar "la"
çeker. Oradan
"ilahe" sağ omuzuna, "illallah" da kalbe devredilir. Kalp,
şeklini ve yerini bildiğimiz, sol
taraftaki en kısa
kaburga kemiğinin altındaki kalptir. "illallah" lafzı bütün
kuvvetiyle kalbin en derinliklerine
işleyecek ve
harareti de vücudu saracak derecede kalbe devredilir.
"La ilahe"
derken bütün masivayı, yani Allah'tan başka ne varsa hepsini kalbinden,
gönlünden temizler, her
birinin fani
olduğunu tefekkür eder ve o gözle bakar.
"İllallah"
derken de Cenab-ı Hakk'ın zât'ının bekâsını, Bâki'nin ancak O olduğunu kalbine
nakşeder. Bunu
bütün letâifiyle
yapar. "La ilahe illallah"ın aslî harfleriyle yazısının şeklini
düşünür, mânâsını düşünür ki
Allah'ın zatından
başka maksad yoktur. O'ndan başka maksadımız olmadığını söylemek, O'ndan başka
mabudumuz olmadığını
söylemekten daha şümullüdür. Yani daha geniş kapsamlıdır. Çünkü her mabud aynı
zamanda maksuddur.
Aksi olamaz. Bunun sonunda kalbi ile "Muhammedun Resûlullah" der.
Bunu söylerken
Rasûlullah'a ittiba
etmeye kendini şartlandırır.
Bunu böyle tamamladıktan
sonra nefsinin kuvvet derecesine göre bunu tekrar eder. Bırakırken tek sayıda
bırakır. Buna
vukuf-i kalbî denir.
Biraz istirahat
edince diğer bir nefesle tekrar başlar. Fakat iki nefes arasında gaflet
etmemeğe bilhassa
dikkat eder.
Tahayyülünü aynı haliyle devam ettirir. Nefy ü isbâta devam edebilmesi için bu
zaruridir. Sayı
yirmi bire ulaşınca
neticesi görülür. Bu da kendisinin fâni olduğunu anlayıp Hakk'ın mutlak Baki
olduğu
hakikatına ermektir.
Eğer nefy ü isbâtın
neticesi görülmediyse âdabına riayet edilmemiş demektir. Maksadın husulü için
sözü
işine uygun olarak
tekrar başlasın, inancıyla ve ameliyle zikrettiğine göre olmağa çalışsın.
Kendini yoklasın!
Mâsivâdan bir
maksudu vardır. Eğer Allah'tan başka tek yaratıktan bir şey bekliyorsa yalancı
durumundadır.
Kabiliyeti, cezbe
halinin başlangıcına tahammül derecesinde olan kimse, yukarıda anlattığımız ilk
zincir
şekliyle çalışsın.
Sülûke istidadı olan da bu iki şekilde zikre çalışsın. Her ikisi de kalp ile
yapılır.
Eğer buna hakkıyla
çalışır, nefyedilecek olanı nefyeder, isbat edilecek olanı isbat ederse netice
görülür.
Murakabeye
başlayacak hale gelir.
* * *
Şeyh İsmail
el-Hâlidî kuddise sirruh buyurmuştur ki
Ne Demek , Anlamı Nedir? : Nefy ü isbat yaparken dokuz şarta
riayet etmek
lâzımdır Ne Demek , Anlamı Nedir? :
1. Habs-i nefes
(Nefsini tutmak).
2. Lailâhe illallah
zikri.
3. Bu kelime-i
tevhidin nakşının, yazısının tefekkürü.
4. Bunun mânâsını
tefekkür.
5. Darb. Vurmak Ne Demek , Anlamı Nedir? : Bunu cana
işleyecek şekilde kalbine ve diğer letâifine duyurmak.
6. Buna kalbin
tamamen iştirak etmesi Ne Demek , Anlamı
Nedir? : Vukufu'l-Kalb.
7. Sayının tek
olmasına riayet etmek Ne Demek , Anlamı
Nedir? : Vukuf-u adedî.
8. Sonunda
"Muhammedün Rasûlullah" zikri.
9. "Allahümme
ente maksudî ve rıdake matlubî" diyerek Allah'a dönmek. Zikrin bu şeklini
Hâce Abdülhâlik
Gucduvânî kuddise
sirruh Hızır aleyhisselam'dan almıştır. Hızır aleyhisselam, onun suya dalmasını
emrederek
zikrin bu şeklini
öğretmiştir. Suya dalmasını emretmesinin sebebi habs-i nefesi kolay yapabilmek
içindir.
Çünkü başlangıçta en
ihtiyatlı yol budur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder